Telefon: 0532 386 78 40 // 0506 052 37 66
NAFAKA TÜRLERİ VE  NAFAKA İLAMLARININ İCRA KABİLİYETİ

 

NAFAKA TÜRLERİ VE  NAFAKA İLAMLARININ İCRA KABİLİYETİ


I.NAFAKA TÜRLERİ

Nafaka, TDK sözlüğünde, iki anlama gelecek şekilde tanımlanmaktadır. Bu tanımlar "Geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik" ve "Birinin geçindirmekle yükümlü bulunduğu kimselere, mahkeme kararıyla bağlanan aylık" şeklindedir. Hukuk sistemimizde ise nafaka, genel olarak 4 alt başlıkta incelenmekte olup, hukukumuzda kabul edilen nafaka türleri, tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakasıdır. 

 

Tedbir nafakası, boşanma ya da ayrılık davası süresinde, maddi sıkıntı yaşayacak olan eş ve müşterek çocuğa, onların bakım ve giderlerinin sağlanması için mahkeme tarafından geçici olarak hükmedilen nafakaya denilmektedir. 

 

İştirak nafakası, boşanma davası sonucunda, velayet kendisine verilmeyen eşin, müşterek çocukların bakım, geçim ve eğitimleri için yapacak olduğu maddi katkı anlamına gelmektedir. İştirak nafakası mahkeme kararının kesinleşmesi ile başlar, müşterek çocukların ergin olması ile kural olarak sona erer. 

 

Yoksulluk nafakası, TMK m.175'te düzenlenmektedir. Buna göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Yoksulluk nafakasına karar verilebilmesi için iki koşul aranmaktadır. Bunlar, nafaka talep eden kişinin boşanma ile yoksul duruma düşecek olması ve talepte bulunanın diğer eşten daha fazla kusurlu olmamasıdır. Her ne kadar Kanun metninde nafakanın süresiz olarak hükmedileceği yazıyor ise de, uygulamadan Yargıtay'ın nafakanın süresiz olamayacağına ilişkin kararları bulunmaktadır. Ayrıca Kanun'un 175'inci maddesinde düzenlenen süresiz nafaka düzenlemesinin değiştirilmesine yönelik yasa değişikliği çalışmaları da halen sürmektedir. Edinilen duyumlara göre, yoksulluk nafakasına 6 yıl gibi bir üst sınır getirileceği, bu sınırın altında kalacak şekilde ve somut olayın özelliklerine göre bir nafaka belirlemesi yapılacağı ifade edilmektedir. 

 

Yardım nafakası, yukarıda kısaca açıklanan 3 nafaka türünden konusu ve düzenlendiği mevzuat bakımından ayrılmaktadır. Diğer 3 nafaka türü boşanmaya ilişkin hüküm ve sonuçlara ilişkinken, yardım nafakası akrabalar arasındaki yardımlaşma ve dayanışmayı korumaya yöneliktir. Yardım nafakası TMK m.364 vd. maddelerinde düzenlenmektedir. Yardım nafakasının temel hükümlerinin düzenlendiği madde TMK m.364'tür. Bu maddeye göre, herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. 

 

II.NAFAKA İLAMLARININ İCRA KABİLİYETİ

Bilindiği üzere,  HMK m.367/1 çerçevesinde, bir ilamın icraya konulabilmesi için kural olarak onun kesinleşmesine gerek yoktur. Kanun'da düzenlenen bu kuralın birçok istisnası bulunmaktadır. Çalışma konumuz açısından tespit edilmesi gereken husus, nafaka ilamlarının istisna kapsamına girip girmediğidir. 

 

Yukarıda 4 türü olduğunu açıkladığımız nafakanın her bir türü farklı hüküm ve sonuçlara tabidir. Yoksulluk ve iştirak nafakaları boşanma davasının açılmasına bağlı fer'i sonuçlarken, tedbir nafakası niteliği gereği dava sonuçlanana kadar tedbir niteliğinde nafakadır. Yardım nafakası ise, hısımlar arasındaki yardımlaşmaya ilişkin maddi kurumdur. Yoksulluk ve iştirak nafakaları, boşanmayla yani aile hukuku ile doğrudan bağlantılı nafakalar olduğundan HMK m.367/2 kapsamında değerlendirilmelidir. HMK m.367/2'ye göre, aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmeden icraya konulanamaz. Tedbir nafakasına ilişkin kararın ise niteliği gereği kesinleşmeden icrası mümkündür. Yardım nafakasına ilişkin ilamların kesinleşmeden icra edilip edilemeyeceği meselesi ise tartışmalıdır. Kanımızca, yardım nafakası da aile hukuka ilişkin bir kurum olduğundan, bu nafaka türüne ilişkin ilamların da kesinleşmeden icraya konulması mümkün olmamalıdır. 


ÖRNEK YARGITAY KARARLARI

Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

 
T.C YARGITAY
12.Hukuk Dairesi
Esas: 2018/ 5505
Karar: 2019 / 1823
Karar Tarihi: 12.02.2019

Boşanma ilamı kesinleşmeden, ekinde hükmedilen tazminat alacakları icra takibine konu edilemez ise de tedbir nafakasının infazı ilamın kesinleşmesine bağlı değildir

........ tarafından Aile Mahkemesince verilen ve boşanma ile birlikte hükmedilen tazminat ve nafaka alacaklarına ilişkin olarak başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; boşanma kararının kesinleşmediğini, aile mahkemesi kararlarının kesinleşmeden takibe konulamayacağını belirterek takibin iptali talebinde bulunduğu, mahkemece, boşanma kararın kesinleşmediği gerekçesi ile şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.

 

6100 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 3. maddenin atfıyla uygulanması gereken HUMK'nun 443/4. (HMK 367) maddesi gereğince, aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümler de aynı kurala tabidirler. Ancak, boşanma ilamı kesinleştiği takdirde, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetilerek kesinleşmeleri gerekli değildir (HGK. 28.2.2001 tarih, 2001/12-206 E. 2001/217 K. ). Anılan Yasa maddesinde, tedbir nafakasının infazı, ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır.

 

Somut olayda; .......... 5. Aile Mahkemesi'nin 18/09/2015 tarih, 2014/425 E. 2015/656 K. Sayılı boşanma ilamı ekinde hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile tedbir nafakası alacaklarının tahsili amacıyla, boşanma hükmü kesinleşmeden ilamlı icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Her ne kadar boşanma ilamı kesinleşmeden, ekinde hükmedilen tazminat alacakları icra takibine konu edilemez ise de tedbir nafakasının infazı ilamın kesinleşmesine bağlı değildir. Kaldı ki takibe dayanak ilamda yargılama sırasında takdir olunan tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına hükmedildiği görülmektedir. 

 

O halde mahkemece, tedbir nafakası alacağının boşanma hükmü kesinleşmeden takibe konu edilebileceği hususu nazara alınarak, takibin tedbir nafakası yönünden devamına imkan sağlayacak şekilde, maddi ve manevi tazminat alacakları yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken takibin tümden iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

 

SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/02/2019 gününde oybirliği ile karar verildi.

 


T.C YARGITAY
8.Hukuk Dairesi
Esas: 2016/ 21556
Karar: 2017 / 190
Karar Tarihi: 16.01.2017

Nafaka ilamda faize hükmedilmemiş ise, faiz ancak karar tarihinden itibaren istenebilir

Borçlu vekili, takibe dayanak ilamın kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını ayrıca dayanak ilamda faize karar verilmediği halde örnek 4-5 icra emrinde beher nafaka ödemesine ilişkin aylık faiz talep edildiğini icra emrinin ve takibin iptalini talep etmiştir.

Mahkemece HMK 367. maddesi gereğince nafaka ilamlarının takibe konulması için kesinleşmesi gerekmediği, borçlunun, usulünce tebliğ edilen tensip ara kararı gereğince verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı, bilirkişi incelemesi yapılmadan borçlunun borca ve faize itirazlarının incelenmesinin mümkün olmadığı, verilen kesin süre içerisinde ücreti yatırmadığından bilirkişi incelemesi talebinden vazgeçmiş sayılan borçlunun şikayetini ispatlayamadığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Borçlunun şikayeti, talep edilen faiz miktarına değil, dayanak ilamda faize hükmedilmediğinden takipte faiz talep edilemeyeceğine ilişkindir. İlamda faize hükmedilmemiş ise faiz ancak karar tarihinden itibaren istenebilir. (HGK'nun 05.04.2000 tarih ve 2000/12-739 Esas 2000/746 Karar HGK'nun 05.01.2001 tarih, 2001/2-565 Esas) Karar tarihine kadar faiz istenemeyeceğinden bu dönem için bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın istenen faiz yönünden takibin iptali gerekir. Mahkemece bu kurallar kapsamında değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

 

SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

WhatsApp Destek