Telefon: 0532 386 78 40
İCRA HUKUKUNDA İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

 

İCRA HUKUKUNDA İTİRAZIN İPTALİ DAVASI

 

İcra takibi, borçlunun, borcunu herhangi bir sebeple ifa etmemesi halinde alacaklının, bu borcu devlet gücü ile tahsil etmek üzere İcra Müdürlüğü nezdinde başlattığı takiptir.

İcra hukuku, icra takibi ve iflas takibi olarak ikiye ayrılır. İcra takibi, ilamlı ve ilamsız icra olmak üzere ikiye ayrılır. İlamlı icra bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan icra türüdür. İlamsız icra ise ortada bir mahkeme kararı bulunmaksızın para ve teminat alacaklarının tahsili için başlatılabilecek icra türüdür. İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibi türü olan genel haciz yoluyla takipte söz konusu olur.

Genel haciz yoluyla takipte, borçlu kendisine tebliğ edilen ödeme emrine yedi gün içerisinde itiraz ederse ya da borçlunun icra mahkemesine yaptığı gecikmiş itirazının mahkemece kabul edilmesiyle icra takibi, İİK md. 66 gereğince kendiliğinden durur. Borçlu süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmemişse veya ödeme emrine itirazını süresi geçtikten sonra yapmışsa ilamsız icra takibi kesinleşmiş olur. Borçlu borcun bir kısmına itirazda bulunduysa, itiraz ettiği kısım için takip dururken, itiraz etmediği kısım için takip devam eder.

İcra takibi,  İİK md. 68-68/a’daki belgelerden birine dayanıyorsa, alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davasını ya da icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını seçebilir. Alacaklı, itirazın iptali davası yoluna başvurduğu takdirde, itirazın iptali davası sonucu verilecek karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle alacaklı, artık itirazın kaldırılması yoluna başvuramaz. Ancak alacaklı, itirazın kaldırılması yoluna başvurduktan sonra, bu yolu bırakarak İİK md.67/1’de belirtilen süre içerisinde itirazın iptali yoluna başvurabilir.

 

1- Hangi Sürede İtirazın İptali Davası Açılabilir ?

İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine itirazının alacaklıya veya vekiline tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde açılabilir. Alacaklı bir yıl içerisinde itirazın iptali davası açmazsa, yaptığı ilamsız takip düşecektir. Alacaklının bir yıldan sonra açacağı dava, itirazın iptali davası olmayıp bir alacak davasıdır. Ancak alacaklı, bu dava ile borçlunun itirazı üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyemez. Alacak davası sonucunda alacağı ilam ile yeni bir icra takibine (ilamlı icra) başlaması gerekir. Söz konusu alacak davasını kaybeden borçlu da icra-inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez.

Borçlunun ödeme emrine itirazının alacaklıya tebliğ edilmemiş olsa dahi borçlunun itirazı üzerine 1 yıllık süre İcra Müdürlüğü’nce verilen takibin durması kararının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

 

2- İtirazın İptali Davasının Tarafları Kimlerdir ?

İtirazın iptali davasında; davacı takip alacaklısı iken, davalı takip borçlusudur. İcra takibi gerçek kişi aleyhine yapılmış olup şirket aleyhine dava (itirazın iptali davası) açılabilmesi pasif husumet ehliyeti yönünden mümkün değildir. Bu yön dava şartı olup HMK’nın 115.maddesine göre re’sen gözetilir.

 

3- Dava ve Talep Konusu Nedir ?

Dava konusu ise; icra takibine konulan ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan eda davasıdır.

Alacaklı, hem imzaya itiraz hem de borca itiraz hallerinde itirazın iptali davası açabilir. Ancak itirazın iptali davası bir eda davası olduğundan takip konusu alacağa ilişkin olmayan yetki itirazı, derdestlik itirazı gibi hallerde alacaklı genel mahkemelerde itirazın iptali davası yoluna başvuramayıp, icra mahkemelerinde itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir.
 

Davacı takip alacaklısı itirazın iptali davası ile İİK md 67 uyarınca;

  • Takip borçlusunun itirazının iptaline,

  • Takibin devamına,

  • Takip borçlusunun takip konusu borcu ödemeye,

  • Takip borçlusunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep eder.

 

4- Görevli ve Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davası genel hükümlere tabi olduğundan, görevli mahkeme 1.10.2011 tarihinden sonra HMK md.2’ye, yetkili mahkeme ise HMK md.6 vd. göre belirlenecektir.

HMK md.2/1’e göre, ‘’Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.’’ denilmiştir. Buna göre; tarafların durumuna, hukuki ilişkinin niteliğine göre, aksine bir düzenleme bulunmayan hallerde itirazın iptali davası asliye hukuk mahkemelerinde açılacaktır.

İtirazın iptali davasında görevli mahkeme belirlenirken; davanın konusu, tarafların hukuki durumu (tüketici, tacir, işçi vs.) ve özel kanunlardaki hükümler incelenmelidir. Örneğin kira, aidat vs. ödemeleri başlatılan icra takiplerine itiraz halinde itirazın iptali davası sulh hukuk mahkemesinde görülecektir.

Taraflar arasında tahkim sözleşmesi yapılmış olsa bile alacaklı, alacağının tahsili için hakemde dava açmadan ilamsız icra takibi yapabilir. Yapılan icra takibinde borçlu ödeme emrine itiraz ederse ve alacaklı itirazın iptali davası açmak isterse bu davayı hakemde açması gerekir.

Mahkemelerin yetkileri ancak kanunla düzenlenebilir ve itirazın iptali davası için de İİK’nda özel hüküm getirilmemiştir. Dolayısıyla icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi HMK hükümlerine göre yetkili mahkeme değilse, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde itirazın iptali davası açılamaz. Ayrıca icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması, o yerdeki mahkemeyi de yetkili hale getirmez. Borçlunun yetkiye itiraz etmemesi icra takibinde sadece icra dairesinin ve tetkik merciinin yetkisini kesinleştirecek, genel mahkemede açılan itirazın iptali davasındaysa borçlu her zaman yetki itirazında bulunabilecektir.

 

5- Haciz İsteme Süresi

Borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine alacaklı tarafından itirazın iptali davası açılmasıyla alacaklının bir yıllık haciz isteme süresi durur. İtirazın iptali davası sonuçlanıncaya kadar da bu süre durmaya devam eder. Davanın sonucunun kesinleşmesiyle süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.

İİK.nun 78/2. maddesi gereğince haciz istemek hakkı, ödeme emri tebliğ tarihinden itibaren bir sene geçmekle düşer. Aynı maddenin 4 ve 5. fıkraları gereğince haciz talebi kanuni müddet içinde yapılmaz veya geri alındıktan sonra bu müddet içinde yenilenmez ise dosya muameleden kaldırılır. Yeniden haciz istemek, yenileme talebinin borçluya tebliğine bağlıdır. İlama dayalı olmayan takiplerde yenileme talebi üzerine, yeniden harç alınır.

 

6- Yargılama Usulü

İtirazın iptali davasında, yargılama usulü bakımından genel hükümler uygulanır.

Borçlu, itirazın iptali davasında, cevap ve ikinci cevap dilekçesinde, ödeme emrine yapmış olduğu itirazlardan başkaca itirazlarını ileri sürebilir. Borçlu gerek icra takibine itirazı sırasında ileri sürdüğü itirazlarını gerekse başkaca bütün itirazlarını, itirazın iptali davasındaki cevap ve ikinci cevap dilekçesinde ileri sürmelidir. Zira mahkeme borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazlarını kendiliğinden dikkate alıp inceleyemez.

Alacaklı, elinde İİK’nın 68-68/a maddelerinde sayılan;

  • İmzası ikrar edilmiş senet,

  • Noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren senet,

  • Resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri makbuz veya belge,

bulunması durumunda alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren altı ay içerisinde itirazın kaldırılması yoluna başvurabilir. Alacaklının itirazın kaldırılması yoluna başvurması itirazın iptali davası açmasına engel değildir.

İtirazın iptali davasında ise, alacaklı İİK md.68’de sayılan belgelerle bağlı olmayıp, alacağını her türlü delille ispatlayabilir. İtirazın iptali davasında genel ispat ve delil kuralları geçerlidir.

 

7- Davanın Kabulüne Karar Verilmesi

Mahkemece, icra takibine itiraz eden borçlunun, borçlu olduğu kanısına varılırsa, borçlunun itirazının reddine ve alacaklının davasının kabulüne karar verilir. Borçlu ayrıca bu davanın da yargılama giderlerini ve vekalet ücretini ödemeye mahkum edilir.

Taraflar bu karardan sonra aynı dava konusu hakkında, aynı sebebe dayanan herhangi bir dava, menfi tespit davası, istirdat davası vs. açamaz. (Yeni açılan bir davaya karşı, o davanın daha önce kesin hükme bağlandığını söyleyebilmek için, o davanın müddeabihlerinin, dava sebeplerinin ve taraflarının aynı olması gerekir.)

Mahkemece itirazın iptaline karar verildikten sonra alacaklı bu kararı icra dairesine vererek, icra takibine devam edilmesini ve borçlunun mallarının haczini isteyebilir. Bunun için mahkemenin kararının kesinleşmiş olmasına da gerek yoktur. Alacaklının haciz isteme süresi hükmün kesinleşmesiyle işlemeye devam eder.

Davalı, itirazın iptali kararının kendisine tebliğinden itibaren üç gün içerisinde mal beyanında bulunması gerektiği İİK md.75’te düzenlenmiş ve ayrıca itirazın iptali kararı borçlunun hazır olduğu duruşmada verilmişse bu sürenin tefhimle başlayacağı belirtilmiştir.

 

8- Davanın kabulü halinde İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi

Davacı itirazın iptali davasında borçlunun icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini açıkça talep etmemişse, mahkemece re’sen icra inkar tazminatına hükmedilmez. İcra İnkar Tazminatına hükmedilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmalı, borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmeli, 1 yıl içerisinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunmalı, alacaklı talep etmeli, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır.

İcra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, alacaklının borçlunun ödeme emrine yapmış olduğu itirazdan zarar görmüş olması şartı aranmaz. Ayrıca icra inkar tazminatına, mahkeme kararının verildiği tarihten itibaren temerrüt faizi işletilmelidir.

Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespitinde başvurulan birinci kriter alacağın likit olup olmadığıdır. Alacak likit ise kural olarak borçlunun itirazı haksız sayılır. Alacağın miktarının belli olması ya da belli olması için gerekli unsurların bilinmesi ya da bilinmesinin gerektiği hallerde alacak likittir. Borçlunun itirazının haksız olup olmadığı belirlenirken yardımcı bir kriter olarak dürüstlük kuralına da (Türk Medeni Kanunu m. 2) başvurulabilir. Borçlunun haksızlığı belirlenirken somut olayın koşulları dikkate alınmalıdır. Borçlunun itirazının haksızlığı net bir şekilde ortaya konulamıyorsa borçlu icra inkâr tazminatına mahkûm edilmemelidir.

Borçlunun icra inkar tazminatı ödemeye mahkum olması için kötü niyetli olması şart değildir. Ancak ödeme emrine itiraz eden, borçlunun velisi, vasisi, kayyımı veya mirasçısı ise borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için, bu kişilerin ödeme emrine kötü niyetle itiraz ettiğinin ispat edilmesi gerekir.

İcra inkar tazminatı ayrı bir davanın konusu olamaz. Ancak itirazın iptali davasında borçlunun icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilebilir.

 

9- Davanın Reddine Karar Verilmesi

Mahkeme alacaklının, borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın kaldırılması talebini haklı bulmazsa davayı reddedebilir. Bu durumda borçlunun itiraz ettiği icra takibi, mahkemenin davanın reddi kararının kesinleşmesiyle iptal edilmiş sayılır.

İtirazın iptali davası, bir eda davası niteliğinde olduğundan, davanın reddedilmesiyle takip konusu alacağın mevcut olmadığı kesin olarak tespit edilmiş olacak ve bu tespit maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden, alacaklı aynı borçtan dolayı borçluya karşı bir kez daha dava açamaz.

Davanın reddedilmesi halinde, alacaklı reddolunan alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere borçluya bir tazminat ödemeye mahkum edilebilir. Ancak bunun için alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu ve itirazın iptali davası açtığı kanısına varılmalıdır. Ayrıca borçlunun da tazminatı talep etmiş olması gerekir.

 

10- Alacaklının Davadan Feragat Etmesi

Davadan feragat, alacaklının davadaki talep sonucundan vazgeçmesidir. Alacaklı talebinin tamamının bir kısmından veya tamamından vazgeçebilir. Eğer davacı-alacaklı, davadan feragat ederse, itirazın iptali davası tekrar dava konusu olamaz. Davadan feragat hükmün kesinleşmesine kadar davanın her aşamasında yapılabilir.

 

11- Davalının Davayı Kabul Etmesi

Davalı, yargılama sırasında veya hükmün kesinleşmesine kadar her zaman, davayı kabul ederse, dava sona erer. Davalı kabulünden vazgeçemez.

 

12- Tarafların Sulh Olması

İtirazın iptali davası sırasında, davacı ve davalı anlaşabilir ve sulh olabilir. Tarafların sulh olmasıyla dava sona erer. Eğer bu sulh şarta bağlı değilse, davanın sonunda verilen hüküm kesin hüküm teşkil eder. Bu durumda alacaklı bir daha aynı alacak için takip yapamaz.

 

13- Borçlunun Borcunu Ödemesi

Borçlu, takip konusu borcunu öderse, ortada yargılamayı gerektiren bir alacak kalmaz ve dava sona erer. Ancak alacaklının icra inkar tazminatı talebi mevcutsa, mahkeme yargılamaya devam eder.

 

14- Borçlunun Ödeme Emrine İtirazını Geri Alması

Borçlunun ödeme emrine itirazını geri alması halinde, dava konusuz kalır. Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Ancak borçlu dava açılmasına sebebiyet verdiğinden icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelidir.

 

15- Kanun Yolları

İtirazın iptali davasında, mahkemenin davanın kabulüne veya reddine karar vermesiyle HMK’daki genel hükümlere göre kanun yollarına başvurulabilir.Kanun yolları; olağan kanun yolları ve olağanüstü kanun yolları olarak ikiye ayrılır. Olağan kanun yolları, istinaf ve temyizdir. Olağanüstü kanun yolu ise yargılamanın yenilenmesidir.

WhatsApp Destek